Hayatınızı renklendirin

Bahar demek güneş demek, aşk demek, gülümsemek, dostlarla eğlenmek, hayata daha olumlu bakmak demek. Hele ki ilkbahar, insanlara verilen bir fırsattır sanki. Yeniden başlamaya, yapıcı ve olumlu olmaya teşvik eder insanları. Hadi uyanın artık, dostlarınızı arayın, spora başlayın, âşık olun, gülümseyin, güzelleşin. Bahar sizin, hayat sizin!

DOSTLARLA EĞLENİYORUZ

Trafik, gürültü, patırtı, kirlilik hepimizi sokaklardan ve şehir yaşamından soğuttu. Bir dönem fazlasıyla revaçta olan yüksek volümlü müzik çalan gece kulüpleri, barlar ve diskolara da biraz doyduk gibi. Artık insanlar yavaş yavaş evlerine çekilmeye başladılar. Sabaha kadar içki içmek, tepinmek, sigara dumanına boğulmuş bir şekilde eve dönmek ve ertesi gün öğlene kadar uyumak açıkçası biraz “out” oldu. Ama bu demek değil ki insanlar artık gece dışarı çıkmıyorlar, elbette ki çıkıyorlar. Fakat insanlar evlerinde de pekâlâ iyi vakit geçireceklerini keşfettiler!

Bir düşünün, kaç zaman oldu dostlarınızı eve doluşturup kahkahalarla gülmeyeli? Saatler boyu laklak edip tıka basa abur cubur yemeyeli? Ya pijama partileri! Gecenin bir vakti garip hikâyeler anlatıp dinlediğiniz, kimi zaman cin çağırıp korkudan birbirinize sarıldığınız o geceleri özlemiyor musunuz? Ne o yoksa dostlarınız birer birer çekildiler mi yaşamınızdan? Belki de iş hayatı, kariyer, erkek arkadaşlar derken onları ihmal ettiniz. İyisi mi siz açın telefon defterinizi ve onları bir bir aramaya başlayın. Unutmayın ki dostluk insanın en çok ihtiyacı olan ilişkidir.

Evet, dostlarınızı toparladınız, ne mutlu size. Hâlihazırda zaten iyi dostlara sahip olanlar çok şanslılar tabii. Her neyse sıra geldi davetleriniz için plan yapmaya. Bu konuda yapabilecekleriniz sınırsız. Yani şimdi “Parti Time”!

“Gönül sohbet ister parti bahane!”. Parti düzenlemek için bin bir türlü sebep bulabilirsiniz. Üstelik öyle kocaman bir eviniz ya da geniş bir bahçeniz olması da şart değil, dedik ya “gönül sohbet ister” diye. Siz ilginç olun gerisi kolay. Nasıl mı? Öncelikle davetinize bir isim koyun! “Baharda Gülümseyelim Partisi”, “Sucuk ve Şarap Partisi”, “Yeni Evliler Partisi”, “Bekârlık Sultanlıktır Partisi”, “Kızlar Eğleniyor Partisi”, “Spagetti Şenliği”, “Abur Cubur Partisi”, “Melankolikler Partisi”, “Videoda Korku Filmleri Günü”, “Tekila Partisi”, “Sevgililer Günü’nde Yalnızım Partisi”, “Karga Sesliler Şarkı Söylüyor Partisi”, “Şişman ama Mutlu Partisi” vs. Görüyorsunuz ya seçenekler sınırsız, yeter ki biraz yaratıcılığınızı kullanın. Hem illa bir şeyler kutlamak zorunda da değilsiniz, sevgililerinden ayrılmışlar için, bunalımdakiler için de örneğin “Melankolikler Partisi”ni düzenleyebilirsiniz. Sonuçta her ruh haline, her eve her bütçeye uygun parti var.

İsim seçmekle işiniz bitti sandıysanız yanılıyorsunuz, çünkü daha yeni başladık. Sıra geldi davetiye hazırlamaya. Davetinizi çekici hale getirmek için her şey yapmalısınız. Sonunda çok eğleneceksiniz ne de olsa. Üstelik davete hazırlanmak da çok eğlenceli. Elbette ki matbaaya gidin demiyoruz. Ama yaratıcılığınızı zorlayın ve kendi ellerinizle bir şey yaratın. Bunun için kırtasiyelerden ya da Dünya Gençlik Merkezi’nden yararlanabilirsiniz. Rengârenk kartonlar, cicili bicili çıkartmalar, simli kalemler bu işe göre. Davetiyenizi kişiye özel dizayn edebilirsiniz, hatta davetiye üzerine yazacaklarınız bile kişiye özel olabilir. Ufak göndermeler, esprili sitemler ya da sadece onun anlayabileceği bir şifreyi bile yazabilirsiniz davetiye üzerine. Tabii partinizin adını herkese aynı yazmalısınız, slogan değişebilir ama isim asla!

Davetiye olur da menü olmaz mı? Davetinizin anlamını ve amacını içeren uygun bir menü hazırlamayı ihmal etmeyin. Hatta menüyü davetiyeyle bile yollayabilirsiniz. Menünüze rejimdekiler için de ayrı bir bölüm eklemeyi unutmayın. Pek çokları rejimleri bozulmasın diye davetlerden kaçarlar ama siz bir de rejim menüsü hazırlarsanız çok hoşlarına gideceğinden emin olabilirsiniz.

Sıra geldi evi süslemeye. Bunun için de öyle hummalı bir çalışma yapmak zorunda değilsiniz, yine kartonları ve fosforlu şeyleri kullanabilirsiniz. Hatta apartmanınıza da “Parti” okları yapıştırabilirsiniz. Asansör kapısı, merdiven boşlukları, apartmanın kapısını bu iş için kullanabilirsiniz. Evinizde de ya mumlar ve tütsülerle egzotik bir hava yakalayabilir ya da yastıklar, döşeklerle rahat bir ortam yaratabilirsiniz. Davetinizi gün içinde bir saatte düzenlediyseniz kalın ve koyu renk kumaşlı bir şeylerle pencerelerinizi örterek geceymiş hissi bile uyandırabilirsiniz. Eğer geniş bir balkonunuz ya da bahçeniz varsa hazır ilkbahar da gelmişken dostlarınızı oralarda da ağırlayabilirsiniz, çok da güzel olur doğrusu.

Sıra geldi masa düzenine. Masada herkesin oturacağı yeri önceden tespit etmek karmaşayı engelleyecektir. Böylece hem çöpçatanlık duygularınızı tatmin edecek bir fırsat yakalamış olursunuz hem de birbirinden pek haz etmeyenleri yan yana oturmaktan kurtarabilirsiniz. Herkesin adını küçük kartonlara yazıp masada durabilecek şekle sokmalısınız. İlle de masa olmak zorunda da değil tabii, isterseniz yiyecek ve içecekleri büyük kaplara yerleştirip yere, sehpalara da koyabilirsiniz. Yâda açık büfe düzenini uygulayabilirsiniz.

Bundan sonrası tamamen size kalmış. Eminiz bütün misafirleriniz bunu tekrar etmek isteyecek, size teşekkür edeceklerdir. Ve siz de yorgun ama mutlu bir şekilde yatağınıza girdiğinizde böyle bir güne ne zamandır ihtiyacınız olduğunu fark edip kendinizle övüneceksiniz.

BU KEZ CİDDİ CİDDİ SPORA BAŞLIYORUZ!

Başlamak her zaman zordur. Bunu inkâr eden var mı? Yok! “Benden geçti!”, “Kışın çok imkânsız!”, “Çok yoğunum!”, “Çok çalışıyorum.”, “Gerçekten hiç vaktim yok, keşke olsaydı…”vs. Kimi kandırıyorsunuz? Elbette ki kendinizi. Bunlar bahane değil, hiçbir şey de olamaz zaten! Bizler tanrının bize bahşettiği bedenlerimize iyi bakmakla yükümlüyüz. Buna adeta mecburuz. Okumak, sinemaya, tiyatroya gitmek elbette ki vazgeçilmezler. Ama spor da en az onlar kadar vazgeçilmez, hatta sağlığı yakinen ilgilendirdiği için daha bile önemli denilebilir. Kafanıza öncelikle yerleştirmeniz gereken şu:” Spor yapmak bir lüks veya bir hobi değildir, zayıflamak için girişilen bir uğraş da değildir, spor yapmak sağlığınız ve yaşamınız için mecburidir ve yaşam parçanız haline gelmelidir!

Şimdi kâğıdı kalemi elinize alın ve bir hafta boyunca genellikle hangi saatlerde nerede olduğunuza bir bakın. Bütün bunları bilmekle kâğıtta saati saatine görmek faklıdır. O yüzden sakın baştan savmayın ve yazın. Mutlaka haftada birkaç saatiniz boştur. Bulamazsanız bile yaratmalısınız. Nasıl mı? Sağlığınız kadar gerekli olmayan bir takım uğraşlarınızdan fedakârlık ederek tabii. Hayatta her şeyin bir bedeli vardır.

İlk gün çok önemlidir. Spora yeni başlayanların büyük kısmı ilk gün elenirler. Ya kabiliyetleri olmadığına karar verirler, ya grubu beğenmezler, ya hocayı eleştirirler, ya soyunma odalarını pis bulmuşlardır ya da yaşlarına uygun olmadığına kanaat getirmişlerdir. Lütfen yapmayın, ilk gün elbette ki yorucu ve zor olacaktır, hatta sonraki birkaç sefer de. Ama sonra kendinizi o kadar iyi hissedeceksiniz ve öyle gurur duyacaksınız ki spor yapmayanlara ikinci sınıf vatandaşmış gibi baktığınıza kendiniz de inanamayacaksınız. Sanki bir hafta öncesine kadar mızmızlık yapan siz değilmişsiniz gibi spor yapıyor olmanın şımarıklığı yerleşecek üzerinize. Böyle şımarıklık herkesin başına!

AŞKA YİNE, YENİDEN MERHABA!

Bahar lafı geçer de aşk lafı geçmeden olur mu? Bahar demek aşk demek, bunu bilmeyen yok. İyi de bilmekle uygulamak aynı şey değil. “Canım aşk da uygulanır mıymış?” demeyin. Elbette ki aşk tamamen bize bağlı bir şey değil. Fakat en azından buna açık ve hazır olduğunuzu belli etmelisiniz. Üstü başı dökülen, bakımsız, makyajsız, somurtkan bir kadın sizce ne kadar aşk çağrıştırabilir? Önceki aşkınızın yaraları kapanmadığı için bunalımdasınız öyle mi? İçinizden gelmiyor o yüzden böylesiniz. Yapmayın, en güzel ve en doğru atasözlerimizden biri olan ve geçerliliğini hiç yitirmeyen şu sözü kafanıza kazıyın “Çivi çiviyi söker!” Bu size basit ve yüzeysel mi geliyor? Şu anda belki ama bir zaman sonra inanın her şey çok farklı görünecek. Ve yine çok klasik bir laf ama “Zaman her şeyin ilacıdır.” Buna inanın ve sabırlı, olumlu, yapıcı olun. Baharı ve güneşli günleri yeni bir başlangıç için fırsat olarak görün ve kapılarınızı sonuna kadar açın!

Hâlihazırda ilişkisi olanlar için de söylenecekler var tabii. İlişkiler zamanla hakikaten de yıpranıyor ve aşk biraz olsun azaldı mı zor geri geliyor. Baharda ilişkinizi de bakıma almalısınız. Uzun zamandır kendinizde değiştirmeyi düşündüğünüz bazı özelliklerinizin üstüne gidin. Kendinizi olumlu yönde değiştirmek için biraz çaba harcayın, sonuç başarılı olmasa da çabanızı gören sevgiliniz sizi daha çok sevecektir. Onunla yapmayı çok sevdiğiniz ve uzun zamandır yapamadığınız şeyleri bir hatırlayın. İlk gittiğiniz restorana gidin, ilk içtiğiniz yere gidin, ona ufak bir hediye alın, beraber bir hobi edinin, en güzeli beraber spor yapın, bir taşla iki kuş vurmuş olursunuz. Baharı fırsat bilerek kendinizi doğaya atın. Ayçiçeği tarlaları, adalar, parklar, Abant, Assos, varsa bahçeniz, hatta çiçekli balkonunuz bile olabilir. Maksat onunla olmak ve bahar renkleri içinde romantizmi yaşamak.

İŞİMİZİ GÜCÜMÜZÜ UNUTMUYORUZ!

Bahar insanlarda genellikle bir mayhoşluk daha doğrusu bir tembellik yaratır. Çoğu insan baharı bahane ederek işten güçten sıvışacak fırsat kollar.

Oysaki bahar günün daha evvel ışımasına ve doğal olarak da daha erken uyanabilmemize yol açar. Erken uyanmak, ılık bir duş almak, makyaj yapmak, hafif bir kahvaltı etmek hatta bütün bunları yaparken Vivaldi dinlemek güne mükemmel bir şekilde başlamanızı sağlayacaktır. Bu güzel başlangıcı neden verimli bir işgünü takip etmesin ki? Baharın etkisini olumluya çevirmek tamamen sizin elinizde. İşyerinizde masanıza bir bardak içinde koyacağınız taze bir çiçek bile moralinizi yüksek tutacak, içinizi ısıtacaktır. Bunun gibi ufak ve sevimli ayrıntıları bulup kullanarak motivasyonunuzu sağlamak sadece sizin elinizde.

EDEBİYAT VE MÜZİKLE RUHUMUZU ŞIMARTIYORUZ

Bir kere düzenlenecek olan festivalleri kaçırmayın. Broşürlerden, gazetelerden mutlaka takip edip ilginizi çekenleri işaretleyin. Tabii işaretlemekle kalmayıp günleri yaklaşanları kaçırmamaya dikkat edin. Üstelik bu tip faaliyetlere yalnız da katılabilirsiniz. Hem belki yeni insanlarla tanışma fırsatı da yakalamış olursunuz. Müzikaller, konserler, resitaller, bale ruhunuz ve gözleriniz için müthiş bir keyif hatta bir şenlik haline dönüşecek, bu tip faaliyetlere daha evvel neden yeterince zaman ayırmadığınıza yanacaksınız. Gelelim edebiyata, ne o yoksa onun için de mi vaktiniz yok? Yapmayın canım, kitap okumak da artık bir hobi değil, bir zorunluluk. İlginizi çeken romanlar, araştırma ya da gezi kitapları mutlaka vardır. Başka insanların yaşamları, aşkları, sorunları, acıları, hırsları ve umutlarını okudukça daha açık fikirli daha derin ve zengin bir insan olacağınızı göreceksiniz.

KENDİMİZE DE VAKİT AYIRIYORUZ

Bahar sadece bir mevsim değişikliği değil, bedeninizi ve ruhunuzu da etkileyen bir değişiklik. Cildiniz, saçlarınız da bahardan etkilenir, tıpkı ruhunuz gibi. Ve siz cildinizle, saçlarınızla da ilgilenmeli, gereken bakımları uygulamalısınız. Bunun için güzellik salonları, sağlık ve güzellik dergileri, kuaförlerden bilgi alabilirsiniz, iş ki ilgilenin. Evde de kendinize maskeler ve çeşitli kürler uygulayabilirsiniz. Hatta haftanın belli bir gününü bakımla mutlaka uğraşılacak bir gün olarak tespit edebilirsiniz. Evinizde dinlenmeye, gazete, dergi okumaya, değişik yemekler pişirmeyi denemeye de vakit ayırmalısınız. İnsanlar en çok evlerinde dinlenir, kendilerini toparlarlar. Varsa koleksiyonunuzla ilgilenmek, çekmecelerinizi yeniden düzenlemek, uzun bir banyo sefası, yeni bir yemek tarifi denemek, uzaktaki dostlara mektuplar yazmak, sevdiğiniz şarkıları mırıldanarak dinlemek ya da uzun bahar yürüyüşleri yapmak size çok iyi gelecektir. Dediğimiz gibi bahar bir fırsat, mutluluk fırsatı, bunu değerlendirin!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir