Kanser Türleri

Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye’de kansere yakalanan kişi sayısının nüfusun yüzde 30’unu oluşturduğunu duyurmasının ardından gözler yeniden kanser riskine çevrildi. Yenilen yemeklerden mi? Solunan havadan mı? Genetik faktörlerden mi? Sigaradan mı? Hareketsiz yaşamdan mı? Nedir kanseri günümüzde bu kadar yaygınlaştıran neden? Hangi kanser türleri ne tür risk taşıyor? En yaygın olanı hangisidir? Bilinen kadar bilinmeyen kanser türleri nelerdir? İşte tüm bu soruların yanıtı haberimizde.

Özel Ümit Tıp Merkezi Onkoloji Uzmanı Doktor Enes Türeci, akciğer, karaciğer, böbrek ve prostat kanserlerinin risk faktörlerini, tanı ve teşhisleri, tedavi yöntemleri, görülme sıklıkları ve etkileri hakkında bilgiler verdiği açıklamasında kanserin eskiye oranla öldürücü bir hastalık olmadığına dikkat çekerek başladı.

Yıllar öncesine oranla günümüzde bilimin ve tıbbın gelişmesiyle birlikte teknolojik kazanımların dâhil edilmesinin erken tanıya daha fazla imkân tanıdığını dile getiren Türeli bunun da hastaların büyük çoğunluğunun yaşamını kurtardığının altını çizdi. Klişeleşen erken teşhisin bir insana hayat bağışlamayla eş değer olduğunu ve bu nedenle de insanların erken teşhise önem vermesi gerektiğine vurgu yapan Türeli, “ Öldüren kanser değil, kanserle mücadeledeki kayıptır. İyi savaşılırsa kazanmak mümkün” dedi. Türeli kanser türleri hakkında şu bilgileri verdi:

AKCİĞER KANSERİ 
Akciğer kanseri, ciğerlerde ya da nefes borusunda yer alan hücrelerin kontrolsüz bir biçimde aşırı şekilde çoğalmasıyla vücuda zarar vermesinin ortaya çıkmasıdır. Kanser, metastaz yapabilir ve etkilediği organlara da kanseri yayabilir. Akciğer kanserinde tedavinin başarı şansı tedavinin başladığı evre ile doğru orantılıdır. İlk başlarda belirtilerden yoksun olan akciğer kanserinde, büyüme ve yayılma başlarken belirtiler ortaya çıkmaya başlar. Dünyada en çok görülen kanser türü olan akciğer kanseri erkeklerde ilk, kadınlarda ise ikinci sırada görülen kanser çeşididir. Akciğer kanserinde, Bronkojenik karsinom, Nöroendokrin tümörler, Mezenkimal tümörler ve Metastatik tümörler olmak üzere 4 tip kanser vardır.

RİSK FAKTÖRLERİ: 
Akciğer kanserine en çok neden olduğu saptanan faktör sigaradır. Her ne kadar bu kansere yakalananların yüzde 15’i sigara kullanmayanlar olsa dahi, uzun süre tütün dumanına maruz kalma ilk sırada yer almaktadır. Bununla birlikte genetik faktörler, hava kirliliği, beslenmeye bağlı durumlar, hayvanlardan buluşan bazı virüsler, radon gazı veya asbeste maruz kalma da risk oluşturan faktörlerdendir. Sırt ağrısı, zayıflama, nefes darlığı, öksürük ve öksürükte kan gelişi, halsizlik ve ses kısıklığı akciğer kanserinin en belirgin belirtileri arasındadır.

TANI: 
Tanıdaki ilk aşama muayenedir. Şikâyetler sonrasında bilgisayarlı tomografi, akciğer grafisi, bronskopi, torakoskopi, mediastinoskopi ve iğne biyopsisi, tanının konmasında yardımcı yöntemlerdir. Kesin tanı daha çok biyopside konulmaktadır.

TEDAVİ: 
Kanser teşhisinin konulmasının ardından tedavideki ilk dönemeç, hastanın kanserin hangi evresinde olduğunun doğru saptanmasıyla şekillenir. Çünkü akciğer kanserinde tedavi, evrelere göre belirlenir. Eğer kişi, kanserin ilk evrelerinde ise ve kanserli hücre metastaz yapmadıysa, bu dönemde tümörün , ‘ki çıkarılmaya müsait bir boyutta olduğu durumlarda geçerlidir’, ameliyat ile alınması en etkili tedavi olabilir. TNM’si belirlenen hasta için tedavide izlenecek yol da ana hatlarıyla ortaya çıkar. Küçük hücreli akciğer kanseri hastalarında TNM yerine daha çok VALG evreleme sistemi kullanılır.

Akciğer kanserinde birinci evrede tümör bir tek akciğerin küçük bir yerinde görülür. Evre 1A’da, kanser akciğerlerin birindedir. Evre 1B de ise kanser akciğer içinde büyür ve yayılır. İkinci evrede ise kanser akciğerin yakın dış bölümüne yayılmaya başlar. Bu lenf bezleri, diyafram, kalp zarı olabilir. Üçüncü evrede, kanser yayılımını genişleterek bulunduğu taraftaki ya da karşı taraftaki dokulara yayılır. Bunlar, kalp, diyafram, göğüs duvarı, yutak olabilir.

Dördüncü ve son evrede ise kanser, kendisinden tamamen uzak olan kemik, böbreküstü bezi ve karaciğer gibi çok sayıda organa yayılabilir. Kanser tedavisinde ışın tedavisi, kemoterapi ve cerrahi yöntemler uygulanabilmektedir. Radyoterapi ve kemoterapi, ileri evrelerde ve cerrahi müdahalenin söz konusu olmadığı durumlarda uygulanır. Hedefe yönelik kanser tedavisi de, ilerlemiş akciğer kanserinde gefitinib tipi ilaçların kullanımıyla başvurulan bir tedavi yöntemidir.

BÖBREK KANSERİ
50 yaş ve üzeri görülen böbrek kanserinin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Erkeklerde kadınlara oranla daha fazla görülür. Böbrek kanserinin ilerlemesi durumunda etrafında bulunan karaciğer, lenf bezleri, kalın bağırsak ve pankreasa yayılabilir.

RİSK FAKTÖRLERİ: 
Böbrek kanserinin ilk sırada yer alan risk faktörü sigaradır. Hipertansiyon ve şişmanlık da risk oluşturan faktörlerdendir. Diğer riskleri genetik yapı ve diet, petrol, kurşun endüstrisi, asbestos, petrol ve çelik endüstrisindeki kimyasallara maruz kalan kişilerde böbrek kanserine yakalanma riski yüksektir. Ayrıca uzun süre hemodiyaliz tedavisi gören kişilerde de bu kanserin görülme riski fazladır.

BELİRTİLER: 
Kanserin ilk döneminde belirtiler kendini göstermez. Biraz ilerlediğinde sıkıntılar hissedilmeye başlanır. En belirgin belirti idrardaki kandır. Bu kimi zaman gözle görülür bir kanama olabileceği gibi, kimi zaman ise sadece mikroskobik bir incelemede fark edilebilir. Kitle hissedilmesi, kilo kaybı, genel halsizlik ve kişinin kendisini kötü hissetmesi, kilo kaybı, tekrarlayan ateş ve ağrı, böbrek kanserinin diğer belirtileri arasında yer alır. Doğru tanı için bir üroloji uzmanının muayenesi ve tetkik şarttır. . İdrar tahlilleri, IVP, bilgisayarlı tomografi, MR, PET ve ultrasonografi, tanının konmasında başvurulan tetkiklerdendir.

TEDAVİ:
Tedavi, hastanın genel durumu, yaşı ve kanserin yayılım evresine göre belirlenir. Tedavinin ilk basamağında, eğer tanı erken konulmuşsa, cerrahi bir müdahale, tam bir tedavi için şansı yükseltir. Bu cerrahi operasyonda, ya kanserin yer aldığı böbrek, böbrek üstü bezi, böbreği saran sar ve yağ tabakası ile birlikte alınır (radikal nefrektomi), ya da sadece tümörün alınması (parsiyel nefrektomi) söz konusu olabilir. Bu yöntem genellikle açık ameliyat ile yapılır. Ancak teknolojinin ve tedavi yöntemlerini gelişmesiyle beraber, laparoskopinin (kapalı yöntem) kullanılmasıyla da nefrektomi gerçekleştirilmektedir. Bu işlemlerden sonraki ilk adım, patolojik sonuçlar sonrasında tümörün karakteri ve yayılım derecesi saptanır. İnterferon ve interlökin-2 ilaçlarının hasta vücuduna dışarıdan takviyesiyle vücut savunmasının arttırılmasının amaçlandığı immünoterapi yöntemi, en yaygın tedavi yöntemlerindendir. Hedefe yönelik tedavi ise son yılların gözde tedavi yöntemidir.

KARACİĞER KANSERİ
Karaciğerde sıvı birikimiyle ortaya çıkan karın şişliği, halsizlik, ani kilo kaybı, iştahsızlık, ağrı ve sarılık, kanserin rastlanan belirtilerdendir. Siroz (alkol), Hepatit B ve C enfeksiyonlarının büyük rol oynadığı karaciğer kanserinde belirtilerinin diğer farklı türden hastalıklarla aynı olması nedeniyle, erken teşhisi çok fazla mümkün olmayan bir kanser türüdür. Bu kanserde en büyük faktörün, hepatit B olduğu saptanmıştır. Siroz hastalığı, genetik faktörler, bazı kimyasal maddelere maruz kalma, karaciğer dokusunda meydana gelen enfeksiyonlar ve başka bir organda bulunan bir kanserin, karaciğere sıçraması da (sekonder)karaciğer kanserinin meydan gelmesindeki diğer risk faktörlerindendir.

Doktorun yapacağı muayene sırasında karaciğerdeki bir büyüme, sıvı birikimi, gözlerdeki sararma tespit edilebilir. Özellikle de kan testinde fetoproteinin yüksek oranda çıkması kanser tanısını güçlendirir. Bunun yanında, manyetik rezonans görüntüleme, ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografi de tanının konmasında büyük yarar sağlar.

TEDAVİ 
Birçok karaciğer kanseri hastası, tanı konulduğunda cerrahi tedavi şansını kaybetmiş durumdadır. Ameliyatın söz konusu olmadığı karaciğer hastalarında radyo frekans ablasyon, lazer ve cryotherapi aracılığı ile kanserin bulunduğu doku ortadan kaldırılabilir. Bunun yanı sıra kemoterapi de tedavide kullanılabilecek yöntemlerdendir. Kemoterapiye kimi durumlarda radyoterapi de eklenebilir. Eğer kanser nedeniyle hastanın tüm karaciğerinin alınması gerekiyor ise, karaciğer nakli ile de tedavi mümkün olur. Karaciğer kanseri tedavisinde son dönemlerde ağrıyı azaltmak için radyoterapiye de başvurulmaya başlanmıştır. Alkol enjeksiyonu da karaciğer kanserinde tedavi yöntemlerinde başvurulan seçeneklerden biridir. Tedavisi yapılmamış bir karaciğer kanseri vakasının sonucu çok kötüdür. Bu tür hastalarda yaşam süresi 6 ila 9 ay arasında olduğu belirtilmektedir. XP Tonis SLS ismi verilen son tedavi yöntemi ise tüm kanser hastalarında uygulanabilen bir yöntemdir. Bu yöntemde bedenin kendi savunma mekanizması güçlendirilir ve bedenin kendi kendini onarma gücü arttırılır.

PROSTAT KANSERİ
Prostat kanseri erkeklerde en çok görülen ikinci kanserdir. Prostat rahatsızlığı her üç kişiden birinde görülen rahatsızlıktır. Bu rahatsızlık yaşı ilerleyen erkeklerde görülür. Prostat rahatsızlığının kansere çevrilmesiyle prostat kanseri oluşmuştur. Prostat kanserinde yapılacak olan erken teşhis, kanserden kurtulmaya büyük ölçüde yardımcı olmaktadır.

PSA(prostat specific antijen) adı verilen tanı koyma yöntemiyle, kişide varsa prostat kanseri saptanıp hiç kaybetmeden tedavisine başlanılır. Prostat; erkeklerin genital sistemindeki mesane bölgesince yerleşkede bulunan meninin salgısından sorumlu olan salgı bezidir. Prostat rahatsızlığı ise, bu salgı bezinin işlevini kaybetmesidir; ya da yanlış işleyişinden ileri gelmektedir. Anormalleşen bu salgı bezi, zamanla ileri derece bozulma yaşamakta ve kansere çevirebilmektedir.

Prostattaki işlev bozukluğu salgı zamanla kötü huylu tümörün oluşmasına yayılmasına bağlı olarak da kansere çevirmesine neden olur. Prostat kanserinin sebep olan etmenler; Prostat rahatsızlığı ellili yaşta erkeklerde görülürken, prostat kanseri daha ileri yaştaki hastalarda rastlanır. Yetmiş yaş üstü her üç erkekten birinde bu kansere yakalanma riski oldukça yüksektir. Prostat kanserine sebep olan etmen tam olarak saptanamamıştır. Bilim adamlarının ortak kanaati bu rahatsızlığın, çevresel faktörler ya da kalıtsal yatkınlık nedeniyle de oluşabildiği bilinmektedir.

Bu kanserin oluşmasında bir takım risk teşkil eden etkenler şunlardır; Erkeğin ileri bir yaşta bulunması, kişinin son kuşağında bu kanser bulgusuna rastlanılması, aşırı yağlı yeme alışkanlığı, hormanal bozukluk ve kadmium varlığı. Prostat kanserine yakalanmamak için uzak durulması gerekenler; aşırı kırmızı et tüketimi, aşırı kilo hali, yüksek kolesterol. Prostat kanserinde risk faktörlerini taşıyan kimselerin doktora muayene olmasında fayda vardır. Prostat kanseri, erkeklerin iyi bir diyetle hem yaşam kalitelerini yükseltmeleri hem de bu kanserden kaçınmaları muhtemeldir.

TEDAVİ
Prostat kanserinin tedavisi çok farklı şekildedir. Tedavi kanserin evresi, nasıl seyrettiği, hastanın yaşı ve genel Sağlık durumu ile değişik tedavi seçeneklerinin yan etkileri göz önünde bulundurularak belirlenir. En önemli kriterlerden biri prostat kanserinin evresidir. Radikal Prostatektomi, radyasyon tedavisi, kısmi hormonal tedavi ve komplet hormonal tedavi bu kanserde başvurulan tedavi yöntemleridir.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir